ISIRGAN
OTU
Latince
ismi
: Urtica dioica
Dikkat Linki gore bilmek icin GİRİŞ Yapın yada ÜYE OLUNUZ.
Isırgan
otu (Urtica dioica)
Bitki özellikleri: Isırgan otunu ve onun yakıcı özelliğinin acısını tanıyanların
sayısı giderek azalıyor!
Kentlerdeki arsalar, bahçeler ve bostanların azalmasıyla paralel gidiyor bu
yabancılaşma. Oysaki, ısırgan otu her zaman insanların yakınlığını aramış, sanki
onlara daha iyi hizmet verebilmek için, evlerinin, bahçelerinin duvar diplerini
kendine yurt edinmiş, altın değerinde bir bitkidir. Onu tanımayanlar, bu önemli
eksikliği gidermenin yollarını aramalıdırlar. Ama onun bulunabileceği yollar, ne
yazık ki artık kent içi yollar olmaktan çıkmış, orman veya köy yolları ile
sınırlanmıştır. Kentlerin bazı kuytu köşelerinde onu belki hala bulabilir, ama
alıp evinize götüremezsiniz! Çünkü o artık, tutunabildiği yerlerde, üstüne
çökmüş pislik tabakasının altında ezilip gidiyor. Çünkü artık kentli ısırgan otu,
havadan üstüne çöken zehirler yüzünden kullanılamaz duruma gelmiş olmanın
acısını çekiyor. Ama o dayanıklıdır. Koşullar ne kadar çetin olursa olsun,
yaşamayı ve yaşatmayı çok iyi becerir!
Isırgan otunun genellikle yaygın olan iki türü tedavi amaçlı kullanılır. Büyük
ısırgan otu(Urtica dioica) ve küçük ısırgan otu(Urtica urens). Çok yıllık otsu
bir bitkidir. 20-80 cm yükseklikte olur. Koyu yeşil ve tüylü yapraklarının
kenarları dişli, sapları uzundur. Deriye değdiklerinde yakıcı etki yaparlar.
Bileşim: Yaprakta, Flavon, C vitamini, demir, mineral tuzlar, bitki asitleri,
beta sitosterin, amine(histamin).
Tohumda, müsilaj, proteinler, sabit yağ, carotinoid, clorophyll.
Kökte, tanen, sterolen, sterylglucosid, lignan.
Toplama ve hazırlama: Yapraklar, mayıs-temmuz aylarında, saplarından sıyrılarak
toplanır. Tohum, temmuz-ağustos aylarında toplanır. Kökler, ilkbahar veya
sonbaharda sökülür, bol suda fırçalanarak temizlenir. Tüm organlar gölgede
kurutulur.
Kullanım alanları ve biçimleri: Yaprak, tohum ve kökün içerdiği etkin maddeler
arasında farklılıklar olduğuna göre, kullanım alanlarının da farklı olması
doğaldır. Yani, ille de yaprağın tohumdan veya tohumun yapraktan daha etkili
olduğunun düşünülmesi doğru değildir. Önemli olan, onları etkili oldukları
alanda, gerektiğince kullanmayı bilmektir. Burada, okuyucunun öncelikle bu konu
hakkında aydınlatılmasına çalışılacaktır.
Yaprak çayının başlıca özellikleri olarak, idrar arttırıcı, ödem çözücü, kan
temizleyici, kan yaptırıcı, iltihap giderici, demir eksikliğini giderici ve
organizmayı uyarıcı nitelikleri sıralanabilir. Bu temel niteliklerden yola
çıkılarak, onun şu hastalıklara karşı başarıyla kullanılabileceğini belirtmek
gerekir: Romatizma ve gut, romatizmal eklem deformasyonları, böbrek ve idrar
yolları iltihabı, teşhis edilemeyen şiddetli baş ağrıları, prostat büyümesi,
mide ve bağırsak ülseri, böbrek ve safrakesesi taşı, güçsüzlük ve bitkinlik
halleri, kansızlık ve alyuvarlar eksikliği, demir eksikliği, tüm alerjik
rahatsızlıklar( bahar nezlesi dahil), egzama, ergenlik sivilceleri, fistüller.
Bu hastalıklara karşı uygulanacak yaprak çayı tedavisinin, 2-4 hafta süreli
kürler halinde uygulanması gerekir. Bu süre içinde, günde 2-4 bardak bitki çayı,
tatlandırılmadan, öğün aralarında, sıcakken içilmelidir. Hiç de kötü
sayılamayacak tadını beğenmeyen duyarlı kişiler, örneğin bir küçük tutam nane
veya kekik ekleyerek yeni tatlar oluşturabilirler. Ağır kalp ve böbrek
hastalığından kaynaklanan ödemlere karşı kullanılmadan önce doktora
danışılmalıdır.
Kökler, eğer istenirse her zaman yaprakla karıştırılarak kullanılabilir. Ama
öncelikle, prostat büyümesine karşı, uygulanan tıbbi tedaviyi destekleyici
olarak çok iyi sonuç verir. Ayrıca, yalnız veya yaprakla birlikte hazırlanan
kaynama suyuyla baş yıkandığında, saç dökülmesi durur, saçlar yoğunluk ve
parlaklık kazanır, kepeklenme sona erer.
Tohumlar, öncelikle organizmayı uyarıcı, güçlendirici ve savunma gücünü
arttırıcı özelliklere sahip olduğu için, yaşlıları güçlendirici olarak
kullanılmalıdır.
Yeşil ısırgan otu, sapın dibinden kesilerek, romatizma, gut, eklem deformasyonu,
siyatik ve lumbagoya karşı, doğrudan hasta bölgelere sürülerek de kullanılır.
Bitkinin yakıcı tüylerinin deriyi tahriş etmesiyle, uzun süreli, rahatlatıcı bir
sıcaklık oluşur ve ağrılar diner. Başlangıçta rahatsız edici olan deri yanması
bir süre sonra azalır ve daha sonra sona erer.
Yaprak çayı: 1 tatlı kaşığı dolusu ince kıyılmış bitki, 1 bardak kaynar suyla
haşlanır, 5-6 dakika demlendikten sonra süzülür. Tatlandırılmadan, sıcak
içilmelidir.
Kök çayı: 1 tatlı kaşığı ince kıyılmış kök, 1 bardak suda 5 dakika kadar hafif
ısıda kaynatılır, 4-5 dakika kadar demlendirildikten sonra süzülür.
Tatlandırılmadan, sıcak içilmelidir.
Tohum çayı: 1 tatlı kaşığı dolusu hafifçe ezilmiş tohum, 1 bardak kaynar suyla
haşlanır, 8-10 dakika demlendikten sonra süzülür. Tatlandırılmadan, sıcak
içilmelidir.
Bu drogların ikisinin veya üçünün karıştırılarak içilmesinde hiçbir sakınca
yoktur. Bu tür karışımların, tedavi edici etkinliği arttıracağını düşünmek
herhalde doğru olur.
Yan etkiler: Bilinen hiçbir yan etkisi yoktur.
Egzama ve
egzamaya eşlik eden baş ağrıları ısırgan otu çayı ile iyileştirilebilirler.
Isırgan otu, böbrek ve mesane taşı oluşumuna karşı da kullanılabilir. Böbrek
hastalıkları ve zorlu baş ağrıları genellikle bir arada görülürler. Egzamalar
genellikle dahili bir nedene dayandıklarından, onları içerden, kan temizleyici
bitkilerle iyileştirmek gerekebilir. Isırgan otu, en başta gelen kan temizleyici
ve aynı zamanda kan yaptırıcı bir bitkidir. Böylece, pankreas üzerinde de çok
olumlu etkileri olduğu için, ısırgan otu çayı ile kandaki şeker düzeyi
düşürülebilir. İdrar yolları hastalıkları ve iltihapları, da bitki çayı ile
iyileştirilebilirler. Aynı zamanda da dışkılama kolaylıkları sağladığından, bir
ilkbahar kürü için özellikle önerilir.
İlkbaharda
ve sonbaharda filizlendiğinde, onunla 4 haftalık bir çay kürü yapmak önemlidir.
Sabahları aç karnına, kahvaltıdan yarım saat önce bir bardak ve gün boyunca 1-2
bardak çayı yudumlanarak içilebilir. Bu tür çay kürlerinden sonra kişi kendini
anlatılamayacak kadar iyi hissedebilir. Ayrıca bu çayın lezzeti hiç de kötü
değildir. Ama duyarlı kişiler, ona biraz papatya veya nane ekleyerek, lezzetini
ve kokusunu değiştirebilirler.
Isırgan otu,
karaciğer ve safra kesesi hastalıklarında, dalak hastalıklarında, solunum
sistemi balgamlanmasında, mide kramplarında ve ülserlerinde, bağırsak
ülserlerinde ve akciğer hastalıklarında öncelikle önerilir. Değerli etken
maddeleri (Potasyum tuzları, organik asitler-formik asit, histamin, asetilkolin
ve Vitamin C) alabilmek için, çay hazırlanırken, yapraklar yalnızca haşlanır (kaynatılmaz).
Isırgan otu, koruyucu olarak da günde bir bardak içilebilir. Mikroplu
hastalıklarda ve mikrop salgılanan hallerde de bitki çok iyi bir yardımcıdır.
Belirli bir yaştan sonra bedendeki demir miktarı azalmaya başlar. Bu nedenle,
yorgunluk ve bitkinlik halleri görülür, kişi yaşlandığını düşünmeye başlar ve
verimliliği giderek azalır. işte bu durumlarda, demir içerikli taze ısırgan otu
ile çok olumlu sonuçlar alınabilir. Bir ısırgan otu küründen sonra, kişi kendini
çok kısa bir süre içerisinde eskiye oranla çok daha rahat hisseder, enerji ve
çalışma gücü geri gelir, dış görünüm olarak da belirgin bir düzelme başlar.
Safrakesesi rahatsızlığı ve kansızlık durumlarında da bitki çayı fayda
sağlayacaktır. Ödemlerde, ısırgan otu bedendeki fazla sıvıyı emerek büyük
yararlar sağlar. Kan yaptırıcı özelliği sayesinde, kansızlık solgunluklarında,
alyuvarlar eksikliğinde, anemi de yardımcı olur. Herhangi bir alerji
rahatsızlığı çekenler (bahar nezlesi dahil) uzun bir süre ısırgan otu çayı
içebilirler. Bitki, soğuk algınlığına yatkınlığı önler, romatizma ve gut
hastalıklarında yardımcı olur.
Taze ısırgan otu
yaprak ve kökünün kaynama suyuyla baş yıkanabilir ve saçlar canlanarak, sık bir
biçimde büyümeye başlarlar. Her tür saça özellikle iyi gelen ısırgan otu
tentürünü herkes kullanabilir. Kafa derisi kepeksiz, saçlar sık, yumuşacık ve
parlak! Damar tıkanıklıklarında da (baldırlarda), ısırgan otu çok büyük
yardımlar sağlar. Bu hastalığı çeken bazı kişiler, eğer zaman geçirmeden,
ısırgan otu kökü ayak banyoları yapacak olurlarsa, olası bir bacak
empütasyonundan kurtulabilirler. Her tür kramp, nerden gelirse gelsin, kan
dolaşımı bozukluğunun habercisi olabilir. Böyle durumlarda, bitkinin kaynama
suyuyla masaj veya banyo yapmak fayda sağlayacaktır. Bu durum, koroner
damarlarının daralması gibi özel durumlarda da geçerlidir. Belden yukarısı banyo
küvetine doğru eğilir ve kaynatılmış bitkinin ılık suyuyla kalp bölgesine
hafifçe masaj yapılır. Siyatik, lumbago ve kollarda, bacaklarda oluşan sinir
iltihaplanmalarında, ağrılı bölgelere, yapraklı taze ısırgan otu dalı hafifçe
sürülür. Örneğin siyatikte, ayak ekleminden başlamak üzere, dıştan kalçaya kadar
ve oradan da bacağın iç tarafından topuğa kadar yavaşça sürülür. Bu iki kere
daha yenilenir ve son olarak, kalçadan başlayarak aşağı doğru inilir.
Gerektiğinde daha başka bölgelere de aynı biçimde uygulanır. Isırgan otunun
sebep olduğu kaşıntıyı önlemek için, işlem sonunda o bölgeler pudralanır.
Kullanılan bitki
ne kadar taze olursa, şifalı gücü de o kadar fazladır. Kış için bir miktar stok
yapmayı da unutmayın ve kurutacağınız bu ısırganları mayıs ve haziran ayının
güneşli günlerinde toplamaya dikkat edin. Kendi sağlığınız için bir şeyler
yapabildiğinize sevinin! Ama en önemlisi sadece ihtiyacınız kadar bitki toplayın.
Eğer sadece yaprak ve saplara ihtiyacınız varsa kesinlikle bitkiyi köküyle
beraber sökmeyin. Bir bölgedeki tüm bitkileri tamamen koparmayın. Gelecek
yıllarda da bitkinin neslini sürdürmesine izin verin!
Kullanım
Biçimleri:
Çay Hazırlamak:
Yaprak Çayı: Bir
tatlı kaşığı ince kıyılmış ısırgan otu, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar
suyla haşlanır , 5-10 dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 2-4 bardak yeni
demlenmiş çay aç karnına veya öğün aralarında tatlandırılmadan içilir. Kokusunu
veya tadını rahatsız edici bulanlar çaylarına biraz nane ilave edebilirler.
Kök Çayı: Bir
tatlı kaşığı ince kıyılmış kök, bir su bardağı dolusu soğuk suya eklenir, hafif
ısıda kaynama derecesine getirilir, 4-5 dakika kaynadıktan sonra, ateşten
indirilip 5-10 dakika demlendirilir ve süzülür. Günde 3 bardak taze demlenmiş
çay soğutulmadan içilir.
Tohum Çayı:
Havanda hafifçe ezilmiş bir tatlı kaşığı tohum, orta boy bir su bardağı dolusu
kaynar derecede sıcak su ile haşlanır, üstü kapalı olarak 8-10 dakika
demlendikten sonra süzülür. Günde 2-3 bardak taze demlenmiş çay, yemeklerden
yarım saat önce soğutulmadan içilir.
Isırgan otu
Tentürü: ilkbaharda veya sonbaharda sökülen kökler bol suda iyice yıkanır, elden
geldiğince ince kıyılır ve bir şişenin ağzına kadar doldurulur. Köklerin üstüne
çıkacak kadar 35-40 derece etil alkol eklenir, her gün çalkalanarak güneşte 14
gün boyunca bekletilir ve süre sonunda bir tülbentten geçirilerek süzülür. Koyu
renkli şişelerde, serin bir yerde yıllarca saklanabilir.
El ve Ayak
Banyoları: iki avuç dolusu yıkanmış kök, sap ve yaprak, 5 litre soğuk suya
konularak, 10-12 saat bekletilir ve sonra kaynama derecesine kadar ısıtılır.
Banyo sırasında bitkiler suyun içinde kalabilir. Bu banyo suyu, yeniden
ısıtılarak, 2-3 kere daha kullanılabilir.
Saç Yıkamak: 4-5
avuç taze veya kurutulmuş yaprak, 5 litre suya koyulur, ağır ateşte kaynama
derecesine kadar ısıtılır, 5 dakika demlendikten sonra süzülür. Kök
kullanıldığında ise, 2 avuç dolusu ince kıyılmış kök, 10-12 saat soğuk suda
bekletilir, sonra kaynama derecesine kadar ısıtılır ve demlenmesi için 10 dakika
beklendikten sonra süzülür. Bu durumda, saç yıkamak için sodalı sabun gerekir.
Referanslar:
1-”Gesundheit
aus der Apotheke Gottes” “Tanrı’nın Eczanesinden Saglık”, Maria Treben
2-Türkiye’de
Bitkilerle Tedavi, Prof.Dr. Turhan Baytop, I.U Eczacılık Fak.
3-”Bir Yudum
Sağlık”, N.Eröztürk, Anahtar yayınları, İstanbul,2000
4-”Maria
Treben’s Heilerfolge”,”Maria Terben’in Tedavi Başarıları”, M.Treben,Çev.:Niyazi
Eröztürk
Isırgan otunun
ülkemizde beş ayrı çeşidi var. Gazi Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Öğretim
Üyesi Prof. Dr. Ekrem Sezik, bu bitkinin bağışıklık sistemini nasıl
güçlendirdiğini şöyle anlatıyor: ‘Araştırmalar, ısırgan otunun çayına geçen,
suda çözünen bazı maddelerin bağışıklık sistemini harekete geçirdiğini gösterdi.
Yani ısırgan çayı bağışıklık sistemini kuvvetlendirici olarak kullanılabilir.
Ancak sağlıklı kişiler tarafından kullanıldığında bu etki iyidir.’ Sezik, kimi
zaman bağışıklık sistemini harekete geçirmenin zararlı olabileceğine dikkat
çekiyor: ‘Bazen bağışıklık sisteminin normalin üzerine çıkarılması yani çok
fazla harekete geçirilmesi istenmez. Çünkü bazı kanser vakalarında bağışıklık
sistemini baskılayıcı ilaçlar kullanılır. Eğer bağışıklık sistemi hareketlenirse
kanserli hücreler yayılabilir. Yani hastalığın bulunduğu bölgeden diğer
organlara metastaş yapma riski ortaya çıkar. Bu nedenle ısırgan çayı her hastada
kullanılamaz. Kanserli hastalarda ısırganın hasta tarafından kendi başına
kullanılması doğru değildir. Isırganın kanser hücreleri üzerinde olumlu bir
etkisi bulunmamıştır. Ancak, bağışıklık sisteminin harekete geçirilmesi istenen
durumlarda hekim tavsiyesiyle kullanılabilir.
Tüylerindeki sıvı, yılan
zehiri analoğudur
Isırgan otu antik çağlardan bu yana tedavi edici bir bitki olarak
kullanılmıştır. Yunan bilgin Dioskorides ve Galen ısırgan otunun birçok
hastalıktaki iyileştirici etkilerinden ve astım, akciğer ve karaciğer kökenli
hastalıkların tedavisinde kullanımından bahsetmişlerdir.
Romalı bilgin Pliny kanamayı
kontrol edici özelliklerini rapor etmiştir.
Geleneksel Afrika tıbbında ise burun kanamalarında enfiye şeklinde, aybaşı ve iç
kanamaların tedavisinde, yanıklarda kullanılmıştır.Hindistan da rahim ve burun
kanamalarda , cilt döküntülerinde, özellikle egzemalarda kullanılmaktadır. Kuzey
Amerika yerlileri bu bitkiyi romatizmal hastalıklarda ve doğumda yardımcı olarak
kullanmışlardır. Brezilya halk tababetinde ise şeker hastalığında, ishalde,
idrar yolu ve solunum hastalıklarında ve kadınlarda görülen anormal kanamalarda
faydalanımı yaygındır. Almanya’da birçok rahatsızlık yanı sıra prostat
problemlerinde sıkça kullanılır.
Isırgan yaprağı, provitamin A, B, C vitaminlerince ve potasyum tuzlarınca
zengindir. Asetil kolin, mineraller, salisilik asit ve organik asitler içerir. Yakıcı
tüğlerinde ise karınca asiti (formik asit), asetik asit, histamin ve birtakım
enzimler bulunur. Tüğlerindeki bu sıvı yılan zehiri analoğudur. Isırganın deride
oluşturduğu yakıcı etkiden tüylerde bulunan histamin ve asetil kolin sorumludur.
Histamin vücudumuzun alerjik bir şeyle temas ettiğinde salgıladığı bir maddedir.
İçeriğindeki demir,klorofil ve vitaminler nedeniyle kansızlığa karşı etkilidir.,
İçerdiği düşük doz yılan zehiri analoğu bağışıklık sistemini kamçılar.
Akut ve kronik eklem romatizmalarında etkilidir. Yapılan bir takım klinik
çalışmalar ağrı ve eklem sertliklerini giderdiğini ve klasik ağrı ve yangı
giderici ilaçların etkisini arttırdığını kanıtlamaktadırlar. İdrar yolu
iltihaplarında ve mesane taşlarının düşürülmesinde kullanılır, idrar asitliğini
dengeleyici özelliği mevcuttur. Çok iyi bir kan temizleyicidir. İdrar
söktürücü özelliğinden dolayı vücutta ödeme sebep olan tüm rahatsızlıklarda
yardımcıdır. Tansiyon yüksekliklerinde de faydalıdır.
Gut hastalığında ve siyatikte faydalıdır. Siyatikte içilerek değil dışardan
uygulanımı gerekir.
Kanamaları durdurmaya yardım eder.
Ayhali düzensizliklerinde yıllardır kullanılır.
Mide,barsak, dalak, karaciğer ve safra kesesinin düzenli çalışmasını sağlar.
Kan şekerini düşürür.
Egzemalarda ve birçok cilt hastalığında fayda sağlar.
Taze yapraklarının yenmesi zayıflamaya yardımcıdır. İdrar söktürücü etkisi de
yine
zayıflamaya yardım eder.
Çayı kronik yorgunluğa faydalıdır.
Yarı yarıya ıspanak ile birlikte pişirilirse mide barsak gazları nedeniyle
oluşan ağrılara iyi gelir bu şekilde çocuklara da verilebilir. Taze
yapraklarının tahriş edici ve yakıcı etkisi yapraklar haşlandığında tamamen
kaybolur ve çok besleyici bir yiyecek haline gelir.Bilinen bir yan etkisi
yoktur.
Cilt bakımı ve deri temizliğinde de kullanılır. Doku sıkılaştırıcı etkisi
vardır.
Yeşil kısımlarından elde edilecek özsuyu ile gargara yapılırsa ağız ve dişeti
iltihaplarına iyi gelir.
Taze bitki romatizma ağrılarının olduğu bölgeye sürülürse o bölgeye olan kan
akışı artar ve rahatlama sağlar, bu etkisi yüzyıllardır bilinir ve yaygın olarak
uygulanır.
Etkili bir saç güçlendiricisidir. Köklerinin kaynatılması sonucu elde edilen
sıvı yıkama olarak kullanılırsa saçları ve saç derisini canlandırır saç
kepeklenmesine ve yağlanmasına, saç dökülmesine iyi gelir.
Isırgan tohumu ise Dioscorides döneminden beri tedavide kullanılan bir bitkisel
drogdur. Romatizma ağrılarını giderici, idrar ve adet söktürücü, ateş düşürücü
etkisi vardır. Barsak parazitlerini düşürür. Eski yazarlar cinsel gücü artırıcı
etkisinden sıkça bahsederler. Bu etki için ısırgan tohumu havanda dövülür, bal
ile karıştırılarak macun yapılır ve günde 2-3 çay kaşığı alınır. BİR
GÜNDE ALINAN ISIRGAN TOHUMU MİKTARI 8-10 grI GEÇMEMELİDİR.
Halk arasında kansere karşı yaygın olarak kullanılır. Bağışıklık sistemini
kamçılayıcı etkisiyle kanser tedavisine yardımcı olduğu düşünülür.
Kür halinde
içilmeli
Fitoterapi
Derneği Başkanı Prof. Dr. Ekrem Sezik, ısırgan çayının sürekli içilmesinin doğru
olmayacağını belirterek tüketiminde nelere dikkat edilmesi gerektiği hakkında şu
bilgileri veriyor:
‘Sağlık sorunu
olmayanlar ısırgan çayını günde 2-3 fincan içebilir. Ancak bazı kişilerde
ısırgan çayının mide rahatsızlığı yaptığı unutulmamalı. Devamlı çayın içilmesi
doğru değildir. 20′şer günlük kürler halinde kullanılmalı. 10 gün ara verilmeli.
Isırganın çayı
demlenerek hazırlanmalı. Kaynar su bitkinin üzerine dökülüp 10 dakika
bekletildikten sonra suyu içilmeli. İçindeki maddelerde bozulma olabileceği için
taze şekilde tüketilmeli.’
(Akşam gazetesi)
Isırgan otu, kara kavuk, hatmi,
çörekotu ve karahindibayı herkes bilir; ancak pek çok insan dünyanın birçok
yerinde bulunan bu çeşit bitkilerin tıbbî ilâç olarak kullanıldığının farkında
değildir. Öncelikle, tabiat eczanesinden şifa kaynağı olarak bize sunulmuş olan
bitkilerden biri olan ısırgan otunu tanımaya çalışacağız.
Nerede yetişir?
Hangi durumlarda tesirlidir?
Her iki ısırgan otu çeşidinin birçok şifalı yönü olduğu söylenir, şimdiye kadar
kesin olarak teyit edileni ise idrar söktürücü özelliğidir. Bundan başka ısırgan
otu:
- Kanı temizler.
- Metabolizmayı uyarır.
- Def’i haceti kolaylaştırır.
- Gut ve romatizma hastalıklarında rahatlık sağlar.
- İdrar yolları ve böbrek iltihap ve rahatsızlıklarında tedaviyi destekleyici
tesir gösterir.
- Karaciğer, safra kesesi ve dalağa iyi gelir.
- Bayanların şiddetli âdet kanamalarında, kanın normal akışını sağlar.
Çevreci çiftçiler, ısırgan otu gübresine umut bağlamaktalar. Hayvan besicileri;
at, kümes hayvanları ve sığıra besleyici yem olarak kurutulmuş ısırgan otu
verirler. Özellikle bu durumda sığırın daha fazla süt vermesi beklenir. Avrupalı
pamukla tanışmadan önce ısırgan otu sapının liflerinden bir çeşit bez imal
ediyordu. Ayrıca birçok kelebeğin tırtıllarının ısırgan otu yemeden hayatta
kalmaları mümkün değildir. Şayet ısırgan otu ararken bir dizi tırtılla
karşılaşırsanız, meydanı onlara bırakınız. Isırgan otunu başka yerde bol
miktarda bulabilirsiniz.
Nasıl işlenir?
Bitkinin her şeyi kullanılabilir. En iyi toplama zamanı, çiçekleri açmadan
önceki dönem yani ilkbahardır. Trafiğin yoğun olduğu cadde ve zehirleme ile
haşere mücadelesi yapılan yerlerden toplanmamalıdır. Toplarken eldiven
giyilmelidir. Isırgan otu taze olmalı ve bol miktarda toplanmalıdır. Özellikle
taze filizleri, sebze yemeği için elverişlidir.
Isırgan otu çayı
Çay için ise; 10-15 santimetre büyüklüğünde ısırgan otu saplarını iple
bağlayınız. Bu bağları gölgeye asarak kurumaya bırakınız. Ne zaman ısırgan otu
yaprakları çıtır çıtır kurursa, o zaman yaprakları sapından ayırınız. Kurumuş
halde ısırgan otu artık dalamaz. Bu şifalı bitki, cam kavanozda ışıktan uzak
muhafaza edilmelidir.
2-3 çay kaşığı
kurutulmuş ısırgan otunu bir bardak (150 ml) suyla kaynatıp 10 dakika bekletiniz,
daha sonra süzünüz. Tedavi maksadıyla günde iki-üç bardak olmak üzere, iki-üç
hafta ısırgan otu çayı içiniz.
Taze
yapraklardan yapılan çay: ¾ litre suya 40 gram ısırgan otunu yapraklarıyla
kaynatıp, 15 dakika bekletiniz (bir günlük doz). Kalp ve böbrek fonksiyonlarının
yetersizliği sonucu oluşan su birikimi (ödem) durumunda bu çay içilmemelidir.
Şüpheli durumlarda hekiminize baş vurunuz. Sebze olarak ısırgan otu
Yaklaşık 800 gram taze filiz ve yaprakları dört kişilik yemek için yeterlidir.
Evvelâ iyice yıkanarak, içinde bol su bulunan büyük bir kapta biraz
haşlanmalıdır. Kaynamış suyu dökünüz ve ısırgan otunu soğumaya bırakınız. Daha
sonra yaş yaprakları sucuk biçiminde yuvarlayınız ve şerit halinde kesiniz.
İçinde, ince kıyılmış soğan veya iki-üç diş sarımsak bulunan zeytinyağında;
hafif ateşte kavurunuz. İsteğe göre tuz, karabiber ve baharat ilâve edilebilir.
Vücudun zırhı,ısırgan otu
Isırgan, yöreden yöreye farklı türler gösterir. Avrupa, Amerika, Asya veya
Avusturalya’da hep farklı onlarca türleri vardır. Çevresinde yetişen bitki
florasına bağlı olarak çok fazla yatay geçişten etkilenmektedir. Ülkeden
ülkeye değişen o kadar fazla türü vardır ki, saymakla bitmez. İşte size
birkaç örnek,
-
Urtica angustifolia (Çin, Japonya, Kore)
-
Urtica ardens (Çin)
-
Urtica atrichocaulis (Himalaya, Çin’in güney-batısı)
-
Urtica atrovirens (Batı Akdeniz Bölgesi)
-
Urtica cannabina (Asya ve Sibirya)
-
Urtica chamaedryoides (Kuzey Amerika)
-
Urtica dioica L. (Avrupa, Kuzey Karadeniz)
-
Urtica dubia (Kanada)
-
Urtica ferox (Avusturalya, Yeni Zellanda)
-
Urtica fissa (Çin)
-
Urtica galeopsifolia (Orta Avrupa, Çorum, Sivas, Yozgat)
-
Urtica gracilenta (Orta Amerika)
-
Urtica hyperborea (Karadeniz’in yüksek yaylaları, Pakistan)
-
Urtica incisa (Avusturalya)
-
Urtica kioviensis (İngiltere, Fransa, Hollanda)
-
Urtica laetivirens (Moğolistan, Japonya)
-
Urtica mairei (Himalaya)
-
Urtica membranace(İngiltere, Azor Adaları)
-
Urtica morifolia (Kanarya Adaları)
-
Urtica parviflora (Hindistan)
-
Urtica pilulifera (İtalya, Sicilya, Fransa’nın güneyi)
-
Urtica platyphylla (Çin, Japonya)
-
Urtica pubescens (İran, Rusya)
-
Urtica rupestris (Sicilya)
-
Urtica sondenii (İskandinav Ülkeleri, Rusya)
-
Urtica taiwaniana (Tayvan, Endenozya)
-
Urtica thunbergiana (Japonya, Tayvan)
-
Urtica triangularis
-
Urtica urens (Ege, Orta Avrupa)
|
|
|
|
Isırgan otunun faydaları nedir?
Kökünden başlamak üzere, yaprakları, tohumları bile şifalı
bir bitki olan ısırgan otunun hangi hastalıklara iyi
geldiğini biliyor musunuz? İşte şifa kaynağı olan bitki... |
Isırgan Otu (Urtica diocia / urens); kökünden
başlamak üzere, kökü, yaprakları, tohumları bile şifalı
olan bir bitkidir. Eski çağlarda da büyük bir saygınlığa
sahipti. İsviçreli botanik bilimci Künzle, bir yazısında,
yakıcı özelliği sayesinde (Tüylerde bulunan histamin ve
asetilkolin) korunmamış olsaydı, bitkinin kökünün çoktan
kurumuş olacağını belirtmişti.
Eğer
kendini koruyamamış olsaydı, haşarat ve hayvanlar onu
çoktan yok etmişlerdi. Büyük ısırgan otu (Urtica diocia
L.), çok yıllık ve otsu bir bitkidir, boyu bazen 1 m'yi
geçer, yapraklar koyu yesil renkli, saplı, dişli kenarlı
ve yakıcı tüylüdür. Küçük ısırgan otu (Urtica Urens L.),
bir yıllık ve otsu bir bitkidir. Boyu 60 cm kadar
olabilir. Yapraklar açık yeşil renkli, saplı, dişli
kenarlı ve yakıcı tüylüdür. Duvar kenarları ve
harabeliklerde bol olarak görünür.Her iki türün de
yaprakları 2-4 cm uzunlukta, oval veya kalp biçimindedir.
Taze iken deri ile temas edince deride kızartı ve yanma
yapar. Dızlağan ve dikenli ısırgan isimleriyle de
bilinir. Türkiye' de her iki tür de yetişir.
Egzema ve egzemaya eşlik eden baş ağrıları ısırgan otu
çayı ile iyileştirileilirler. Isırgan
otu, böbrek ve mesane taşı oluşumuna karşı da
kullanılabilir. Böbrek hastalıkları ve zorlu baş
ağrıları genellikle bir arada görülürler.
Egzemalar genellikle dahili bir nedene dayandıklarından,
onları içerden, kan temizleyici bitkilerle iyleştirmek
gerekebilir. Isırganotu, en başta gelen kan temizleyici
ve aynı zamanda kan yaptırıcı bir bitkidir. Böylece,
pankreas üzerinde de çok olumlu etkileri olduğu için,
ısırganotu çayı ile kandaki şeker düzeyi düşürülebilir.
İdrar yolları hastalıkları ve iltihapları, da bitki çayı
ile iyileştirilebilirler. Aynı zamanda da dışkılama
kolaylıkları sağladığından, bir ilkbahar kürü için
özellikle önerilir. lkbaharda ve sonbaharda
filizlendiğinde, onunla 4 haftalık bir çay kürü yapmak
önemlidir. Sabahları aç karnına, kahvaltıdan yarım saat
önce bir bardak ve gün boyunca 1-2 bardak çayı
yudumlanarak içilebilir. Bu tür çay kürlerinden sonra
kişi kendini anlatılamayacak kadar iyi hissedebilir.
Ayrıca bu çayın lezzeti hiç de kötü değildir. Ama
duyarlı kişiler, ona biraz papatya veya nane ekleyerek,
lezzetini ve kokusunu değiştirebilirler.
Isırganotu, karaciğer ve safra kesesi hastalıklarında,
dalak hastalıklarında, solunum sistemi balgamlanmasında,
mide kramplarında ve ülserlerinde, bağırsak ülserlerinde
ve akciğer hastalıklarında öncelikle önerilir.
Değerli etken maddeleri (Potasyum tuzları, organik
asitler-formik asit, histamin, asetilkolin ve Vitamin C)
alabilmek için, çay hazırlanırken, yapraklar yalnızca
haşlanır (kaynatılmaz). Isırganotu, koruyucu olarak da
günde bir bardak içilebilir. Mikroplu hastalıklarda ve
mikrop salgılanan hallerde de bitki çok iyi bir
yardımcıdır. Belirli bir yaştan sonra bedendeki demir
miktarı azalmaya başlar. Bu nedenle, yorgunluk ve
bitkinlik halleri görülür, kişi yaşlandığını düşünmeye
başlar ve verimliliği giderek azalır. Işte bu durumlarda,
demir içerikli taze ısırgan otu ile çok olumlu sonuçlar
alınabilir. Bir ısırgan otu küründen sonra, kişi kendini
çok kısa bir süre içerisinde eskiye oranla çok daha
rahat hisseder, enerji ve çalısma gücü geri gelir, dış
görünüm olarak da belirgin bir düzelme başlar.
Safrakesesi rahatsızlığı ve kansızlık durumlarında da
bitki çayı fayda sağlayacaktır. Ödemlerde, ısırganotu
bedendeki fazla sıvıyı emerek büyük yararlar sağlar. Kan
yaptırıcı özelliği sayesinde, kansızlık solgunluklarında,
alyuvarlar eksikliğinde, anemi de yardımcı olur.
Herhangi bir alerji rahatsızlığı çekenler (bahar nezlesi
dahil) uzun bir süre ısırganotu çayı içebilirler. Bitki,
soğuk algınlığına yatkınlığı önler, romatizma ve gut
hastalıklarında yardımcı olur.
Taze ısırganotu yaprak ve kökünün kaynama
suyuyla baş yıkanabilir ve saçlar canlanarak,
sık bir biçimde büyümeye başlarlar. Her tür saça
özellikle iyi gelen ısırganotu tentürünü herkes
kullanabilir. Kafa derisi kepeksiz, saçlar sık,
yumuşacık ve parlak! Damar tıkanıklıklarında da (baldırlarda),
ısırganotu çok büyük yardımlar sağlar. Bu hastalığı
çeken bazı kişiler, ağer zaman geçirmeden, ısırganotu
kökü ayak banyoları yapacak olurlarsa, olası bir bacak
empütasyonundan kurtulabilirler. Her tür kramp, nerden
gelirse gelsin, kan dolaşımı bozukluğunun habercisi
olabilir. Böyle durumlarda, bitkinin kaynama suyula
masaj veya banyo yapmak fayda sağlayacaktır. Bu durum,
koroner damarlarının daralması gibi özel durumlarda da
geçerlidir. Belden yukarısı banyo küvetine doğru eğilir
ve kaynatılmış bitkinin ılık suyuyla kalp bölgesine
hafifçe masaj yapılır. Siyatik, lumbago ve kollarda,
bacaklarda oluşan sinir iltihaplanmalarında, ağrılı
bölgelere, yapraklı taze ısırganotu dalı hafifçe sürülür.
Örneğin siyatikte, ayak ekleminden başlamak üzere,
dıştan kalçaya kadar ve oradan da bacağın iç tarafından
topuğa kadar yavaşca sürülür. Bu iki kere daha yenilenir
ve son olarak, kalçadan başlayarak aşağı doğru inilir.
Gerektiğinde daha başka bölgelere de aynı biçimde
uygulanır. Isırganotunun sebep olduğu kaşıntıyı önlemek
için, işlem sonunda o bölgeler pudralanır.
Kullanılan bitki ne kadar taze olursa, şifalı gücü de o
kadar fazladır. Kış için bir miktar stok yapmayı da
unutmayın ve kurutacağınız bu ısırganları mayıs ve
haziran ayının güneşli günlerinde toplamaya dikkat edin.
Kendi sağlığınız için bir şeyler yapabildiğinize sevinin!
Ama ama en önemlisi sadece ihtiyacınız kadar bitki
toplayın. Eğer sadece yaprak ve saplara ihtiyacınız
varsa kesinlikle bitkiyi köküyle beraber sökmeyin. Bir
bölgedeki tüm bitkileri tamamen koparmayın. Gelecek
yıllarda da bitkinin neslini sürdürmesine izin verin!
Kullanım Biçimleri:
Çay Hazırlamak:
Yaprak Çayı: Bir tatlı kaşığı ince kıyılmış
ısırganotu, orta boy bir su bardagı dolusu kaynar suyla
haşlanır , 5-10 dakika demlendikten sonra süzülür. Günde
2-4 bardak yeni demlenmiş çay aç karnına veya öğün
aralarında tatlandırılmadan içilir. Kokusunu veya tadını
rahatsız edici bulanlar çaylarına biraz nane ilave
edebilirler.
Kök Çayı: Bir tatlı kaşığı ince kıyılmış kök,
bir su bardağı dolusu soğuk suya eklenir, hafif ısıda
kaynama derecesine getirilir, 4-5 dakika kaynadıktan
sonra, ateşten indirilip 5-10 dakika demlendirilir ve
süzülür. Günde 3 bardak taze demlenmiş çay soğutulmadan
içilir.
Tohum Çayı: Havanda hafifçe ezilmiş bir tatlı
kaşığı tohum, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar
derecede sıcak su ile haşlanır, üstü kapalı olarak 8-10
dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 2-3 bardak taze
demlenmiş çay, yemeklerden yarım saat önce soğutulmadan
içilir.
Isırganotu Tentürü: Ilkbaharda veya sonbaharda
sökülen kökler bol suda iyice yıkanır, elden geldigince
ince kıyılır ve bir sisenin bogazına kadar doldurulur.
Köklerin üstüne çıkacak kadar 35-40 derece etil alkol
eklenir, hergün çalkalanarak güneste 14 gün boyunca
bekletilir ve süre sonunda bir tülbentten geçirilerek
süzülür. Koyu renkli siselerde, serin bir yerde yıllarca
saklanabilir.
El ve Ayak Banyoları: Iki avuç dolusu yıkanmıs
kök, sap ve yaprak, 5 litre soguk suya konularak, 10-12
saat bekletilir ve sonra kaynama derecesine kadar
ısıtılır. Banyo sırasında bitkiler suyun içinde
kalabilir. Bu banyo suyu, yeniden ısıtılarak, 2-3 kere
daha kullanılabilir.
Saç Yıkamak: 4-5 avuç taze veya kurutulmus
yaprak, 5 litre suya koyulur, agır ateste kaynama
derecesine kadar ısıtılır, 5 dakika demlendikten sonra
süzülür. Kök kullanıldıgında ise, 2 avuç dolusu ince
kıyılmıs kök, 10-12 saat soguk suda bekletilir, sonra
kaynama derecesine kadar ısıtılır ve demlenmesi için 10
dakika beklendikten sonra süzülür. Bu durumda, saç
yıkamak için sodalı sabun gerekir.
ISIRGAN HAKKINDA SOHBET:
Bir keresinde, radyoda konuşma yapan bir
doktor tarafından (Türkiye' de değil), sahip olduğumuz
şifalı bitkilerin en etkililerinden birinin Isırgan Otu
(Urtica diocia / urens) olduğu belirtilmişti (Referans1:
M.Treben). Eğer ne kadar şifalı olduğunu bilmiş olsaydı,
insanlık alemi ısırganotundan başka hiç bir sey
yetiştirmezdi. Ama ne yazık ki, bu gerçek pek az kişi
tarafından biliniyor. Isırganotu, kökünden başlamak
üzere, kökü, yaprakları, tohumları bile şifalı olan bir
bitkidir. Eski çağlarda da büyük bir saygınlığa sahipti.
Albrecht Dürer (1471 - 1528) bir tablosunda, elinde
ısırganotu olan bir meleğin Tanrı katına uçusunu
canlandırmıstı. İsviçreli botanik bilimci Künzle, bir
yazısında, yakıcı özelliği sayesinde (Tüylerde bulunan
histamin ve asetilkolin) korunmamış olsaydı, bitkinin
kökünün çoktan kurumuş olacağını belirtmişti. Eğer
kendini koruyamamış olsaydı, haşarat ve hayvanlar onu
çoktan yok etmişlerdi. Büyük ısırgan otu (Urtica diocia
L.), çok yıllık ve otsu bir bitkidir, boyu bazen 1 m'yi
geçer, yapraklar koyu yesil renkli, saplı, dişli kenarlı
ve yakıcı tüylüdür. Küçük ısırgan otu (Urtica Urens L.),
bir yıllık ve otsu bir bitkidir. Boyu 60 cm kadar
olabilir. Yapraklar açık yeşil renkli, saplı, dişli
kenarlı ve yakıcı tüylüdür. Duvar kenarları ve
harabeliklerde bol olarak görünür.Her iki türün de
yaprakları 2-4 cm uzunlukta, oval veya kalp biçimindedir.
Taze iken deri ile temas edince deride kızartı ve yanma
yapar. Dızlağan ve dikenli ısırgan isimleriyle de
bilinir. Ülkemizde (Türkiye) her iki tür de yetişir.
Yedinci çocuğunu doğurduktan sonra sürekli olarak egzema
ile uğraşmak zorunda kalmış olan bir kadına, ısırgan otu
çayı içmesini önermiştim (Referans1: M.Treben). Çok kısa
sürede egzemalar iyileşti ve aynı zamanda çekmekte
olduğu baş ağrıları da bir daha geri dönmemek üzere yok
oldu. Isırgan otu, böbrek ve mesane taşı oluşumuna karşı
da kullanılabilir. Böbrek hastalıkları ve zorlu baş
ağrıları genellikle bir arada görülürler. Egzemalar
genellikle dahili bir nedene dayandıklarından, onları
içerden, kan temizleyici bitkilerle tedavi etmek gerekir.
Isırganotu, en başta gelen kan temizleyici ve aynı
zamanda kan yaptırıcı bir bitkidir. Böylece, pankreas
üzerinde de çok olumlu etkileri olduğu için, ısırganotu
çayı ile kandaki şeker düzeyi düşürülebilir. İdrar
yolları hastalıkları ve iltihapları, da bitki çayı ile
tedavi edilebilir. Aynı zamanda da dışkılama
kolaylıkları sağladığından, bir ilkbahar kürü için
özellikle önerilir. Bitkinin nasıl bir iyileştirici güce
sahip olduğunu öğrendiğimden beri, ilkbaharda ve
sonbaharda filizlendiğinde, onunla 4 haftalık bir çay
kürü yapmayı alışkanlık haline getirdim (Referans::
M.Treben). Sabahları aç karnına, kahvaltıdan yarım saat
önce bir bardak ve gün boyunca 1-2 bardak çayı
yudumlayarak içiyorum. Bu tür çay kürlerinden sonra
kendimi anlatılamayacak kadar iyi hissediyorum ve her
seferinde, alışılmışın üç katı daha fazla
çalışabileceğimi sanıyorum. Ayrıca bu çayın lezzeti hiç
de kötü değildir. Ama duyarlı kişiler, ona biraz papatya
veya nane ekleyerek, lezzetini ve kokusunu
değiştirebilirler.
Isırganotu, karaciğer ve safra kesesi hastalıklarında,
dalak hastalıklarında, solunum sistemi balgamlanmasında,
mide kramplarında ve ülserlerinde, bağırsak ülserlerinde
ve akciğer hastalıklarında öncelikle önerilir. Değerli
etken maddeleri (Potasyum tuzları, organik
asitler-formik asit, histamin, asetilkolin ve Vitamin C)
alabilmek için, çay hazırlanırken, yapraklar yalnızca
haşlanır (kaynatılmaz). Isırganotu, koruyucu olarak da
günde bir bardak içilebilir. Mikroplu hastalıklarda ve
mikrop salgılanan hallerde de bitki çok iyi bir
yardımcıdır. Belirli bir yaştan sonra bedendeki demir
miktarı azalmaya başlar. Bu nedenle, yorgunluk ve
bitkinlik halleri görülür, kişi yaşlandığını düşünmeye
başlar ve verimliliği giderek azalır. Işte bu durumlarda,
demir içerikli taze ısırgan otu ile çok olumlu sonuçlar
alınabilir. Bir ısırgan otu küründen sonra, kişi kendini
çok kısa bir süre içerisinde eskiye oranla çok daha
rahat hisseder, enerji ve çalısma gücü geri gelir, dış
görünüm olarak da belirgin bir düzelme başlar. Günün
birinde, genç bir kadın safrakesesi rahatsızlığı ve
kansızlık nedeniyle bana (Referans1: M.Treben) geldi.
Sürekli olarak da başi ağriyordu. Ona ısırganotu çayı
içmesini önerdim. Bir süre sonra karşılaştığımızda,
bitki çayının kendisine ne kadar çabuk yardım ettiğini
büyük bir mutlulukla anlattı. Ödemlerde, ısırganotu
bedendeki fazla sıvıyı emerek büyük yararlar sağlar. Kan
yaptırıcı özelliği sayesinde, kansızlık solgunluklarında,
alyuvarlar eksikliğinde, anemi ve daha baska ağır kan
hastalıklarında yardımcı olur. Herhangi bir alerji
rahatsızlığı çekenler (bahar nezlesi dahil) uzun bir
süre ısırganotu çayı içmelidirler. Bitki, soğuk
algınlığına yatkınlığı önler, romatizma ve gut
hastalıklarında yardımcı olur. Tanıdığım bir hanım,
ağrılı bir siyatik nedeniyle üç yıldır doktor
tedavisindeydi. Altı ay içinde, 200 'er gramlık 6 tam
ısırganotu banyosu aldıktan sonra tüm ağrılarından
kurtuldu.
Bir zamanlar, saçlarının seyrekliği yüzünden peruk
kullanan 50 yaslarında bir kadın tanımıştım (Referans1:
M.Treben). Geriye kalan saçlarının kökleri de bu yüzden
ölmek üzereydi. Ona, taze ısırganotu yaprak ve kökünün
kaynama suyuyla başını yıkamasını önerdim. Bu öneriyi
uyguladı ve saçlarının canlanarak, sık bir biçimde
büyümeye başladığını haftadan haftaya izleyebildim. Her
tür saça özellikle iyi gelen ısırganotu tentürünü herkes
kullanabilir. Yolculuklarımda bile, kafamın derisine bu
tentürle her gün masaj yaparım (M.Treben). Elde edilen
başarının gözden kaçması olanaksızdır. kafa derisi
kepeksiz, saçlar sık, yumuşacık ve parlak! Damar
tıkanıklıklarında da (baldırlarda), ısırganotu çok büyük
yardımlar sağlar. Bu hastalığı çeken bazı kişiler, ağer
zaman geçirmeden, ısırganotu kökü ayak banyoları yapacak
olurlarsa, olası bir bacak empütasyonundan
kurtulabilirler. Her tür kramp, nerden gelirse gelsin,
kan dolaşımı bozukluğunun habercisidir. Böyle durumlarda,
bitkinin kaynama suyula masaj veya banyo yapmak
gereklidir. Bu durum, koroner damarlarının daralması
gibi özel durumlarda da geçerlidir. Belden yukarısı
banyo küvetine doğru eğilir ve kaynatılmış bitkinin ılık
suyuyla kalp bölgesine hafifçe masaj yapılır. 51
yaşındaki Bayern’li bir kadın, bir fistül yüzünden, 21
yıl boyunca anlatılamayacak sıkıntılar çekmişti
(Referans1: M.Treben). Fistül kadının elmacık kemiğinin
üstünde olduğu için, bir ameliyatın tehlikeli
olabileceği saptanmıştı. 1978’de bu zavallı kadın,
kendisine çok anlayış gösteren bir pratik hekimin
tedavisine girmiş. Bu hekim ona, çiğ yiyecekler ve
tedavi edici solunum egzersizleri önermiş. Hastalık,
sonunda dayanılır bir hal almış, ama yine de tam bir
iyileşme olmamış. 1979 Martında hasta, ilk taze
ısırganları toplamaya ve her gün içine yarım tatlı
kaşığı isveç iksiri eklediği 3 bardak bitki çayını
içmeye başlamış. Şöyle diyor kadın: “Tam 14 gün sonra
yanağımdaki fistül yok oldu ve hiçbir ağrım kalmadı.
Bugüne kadar da hiçbir olumsuz değişiklik olmadı.”
Isırganotunun iyileştirici gücünü bedenlerinde yaşamış
kişilerin ne denli çok olduklarını her zaman büyük bir
sevinçle işitiyoruz. Bu konu ile ilgili olarak, kısa bir
süre önce, her gün ısırganotu çayı içen bir hanımın
mektubu geçti elime (Referans1: M.Treben). Yazdığına
göre, yalnızca ağır gündelik işlerin yorgunluğunu
üstünden atmakla kalmayıp, işlerinin çokluğu yüzünden
bir türlü ilgilenemediği, ağrısı kalçasına kadar vuran
bir nasır da bu tedavi sonunda yok olmuş. Aynı biçimde,
ameliyat ettirmeye bir türlü karar veremediği bir tırnak
mantarı da yok olmuş. Evet, hiçbir zaman yeterince
tanıtılamayan, kan temizleyici ve kan yaptırıcı
ısırganımız bize böyle yardım ediyor. Başka bir kişi de
bana (M.Treben), yıllar yılı acı çekmesine neden olan
egzema hastalığından ısırganotu sayesinde kurtulduğunu
yazmıştı. Bir keresinde, yaşlı bir adam ağlayarak bana (M.Treben)
geldi. Üç yıl kadar önce grip hastalığına yakalanmış ve
o zamandan beri idrarı koyu kahverengi imiş ve
dayanılmaz baş ağrıları çekiyormuş. Ne tabletler, ne de
iğneler hiçbir düzelme sağlayamamış. Aksine, baş
ağrıları gitgide artmış ve artık intiharı bie düşünmeye
başlamış. Onu yüreklendirerek, taze ısırganotunu salık
verdim (M.Treben). İki buçuk litre çayı gün boyuna
yayarak içmesi gerekiyordu. Dört gün sonra bana
telefonla, baş ağrılarının tümüyle yok olduğunu bildirdi.
Bir süre sonra da bir tanıdıktan, artık, gribe
yakalanmadan önceki halinden de daha sağlıklık olduğu
haberini aldım. Siz de, özellikle ilkbaharda, bitkinin
taze filizlerini kullanarak, bir doku yaşlanmasını
yavaşlatma kürü yapınız. Onun ferahlatıcı etkisiyle
şaşıracaksınız.
Önemli bir açıklama daha: Siyatik, lumbago ve kollarda,
bacaklarda oluşan sinir iltihaplanmalarında, ağrılı
bölgelere, yapraklı taze ısırganotu dalı hafifçe sürülür.
Örneğin siyatikte, ayak ekleminden başlamak üzere,
dıştan kalçaya kadar ve oradan da bacağın iç tarafından
topuğa kadar yavaşca sürülür. Bu iki kere daha yenilenir
ve son olarak, kalçadan başlayarak aşağı doğru inilir.
Gerektiğinde daha başka bölgelere de aynı biçimde
uygulanır. Isırganotunun sebep olduğu kaşıntıyı önlemek
için, işlem sonunda o bölgeler pudralanır. Böylesi
mucizeler yaratan bir şifalı bitkiye sahip olduğumuz
için, bu armağanından ötürü Yüce Tanrı’ya şükran
duymamız gerekmez mi? Hızlı yaşanılan günümüzde,
insanlar hiç fark etmeden onun yanından geçip gidiyorlar
ve çok fazla kullanılan ağrı kesici tabletleri
yeğliyorlar.
Son olarak, beni (M.Treben) çok etkilemiş olan bir olayı
da eklemek istiyorum. Küçük kentimizde tanımış olduğum
yaşlı bir bayan, bana bir gün, midesinde kanser tümörü
olduğunu söyledi. İlerlemiş yaşı nedeniyle, ameliyat
olmaya bir türlü karar veremiyordu. İşte o sırada birisi
ona ısırganotu çayı içmesini tavsiye etmiş. Hasta bayan,
her gün bahçeye çıkarak, çit boyunca yeşermiş olan
bitkiden bir avuç toplamış. Bir süre sonra doktora
gittiğinde, adam ona büyük bir şaşkınlıkla sormuş: “
Yoksa ameliyat mı oldunuz? Ama hiçbir yara izi
görülmüyor!” Tümör tümüyle yok olmuştu ve bu yaşlı bayan,
kendisine kalan son yılların tadını sağlıklı olarak
çıkarabilme olanağına kavuşmuştu. Ama hastalığın bu
kadar ilerlemesini beklemeye hiç gerek yok. Eğer
ısırganımızı yalnızca övmekle kalmayıp, onun mucizeler
yaratan gücünü çay halinde içecek olursak, bedenimizde
hiçbir kötü hastalık oluşamaz. Ayrıca, bir de değerli
öğüt: Hemen bugün bir ısırganotu kürüne başlayınız.
Kurutulmuş bitkileri güvenilir bir bitki satıcısından
temin edebilirsiniz. Kapılarımızı şifalı bitkilerimize
yeniden açalım! İlkbaharda, makas ve eldivenle,
Tanrı’nın özgür doğasına koşun. Bitkileri açık havada
kendi elinizle toplamanın sizi nasıl sevindireceğini
göreceksiniz. Kazanılmış olan deneyimlere göre,
kullanılan bitki ne kadar taze olursa, tedavi edici gücü
de o kadar fazladır. Kış için bir miktar stok yapmayı da
unutmayın ve kurutacağınız bu ısırganları mayıs ve
haziran ayının güneşli günlerinde toplamaya dikkat edin.
Kendi sağlığınız için bir şeyler yapabildiğinize sevinin!
Ama ama en önemlisi sadece ihtiyacınız kadar bitki
toplayın. Eğer sadece yaprak ve saplara ihtiyacınız
varsa kesinlikle bitkiyi köküyle beraber sökmeyin. Bir
bölgedeki tüm bitkileri tamamen koparmayın. Gelecek
yıllarda da bitkinin neslini sürdürmesine izin verin! Kaynak: http://www.50mucizebitki.com/isirgan.html
|
|